Connect with us

Sağlık

Gece kâbus görmek, Gündüz korkularla başa çıkmakta faydalı olabilir!

Published

on

Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Cemil Çelik konu hakkında bilgiler verdi. 

Kabuslar, uyku sırasında sıkıntı verici deneyimler olsa da, bireylerin gündüz korkuları ve endişeleriyle başa çıkmalarına yardımcı olmak için gerçekten bir amaca hizmet edebilir. Genellikle kişinin uyanık yaşamında karşılaşabileceği duyguları, stresi veya travmatik olayları yansıtır ve işlerler. “Nightmares and Stressful Life Events in a Community Sample of Adolescents” adlı bir çalışmada, ergenlik dönemindeki gençlerde kabusların, stresli yaşam olaylarıyla ilişkili olduğu ve kabusların stresle başa çıkma sürecinde bir rol oynayabileceği öne sürülmüştür.

İşte kabusların gündüz korkularıyla başa çıkmak için yararlı olabileceği düşünülen birkaç yol: 

Duygusal İşleme: Kabuslar, beynin yoğun duyguları, korkuları veya travmatik deneyimleri işlemesi ve bunlarla başa çıkması için bir yol olarak işlev görebilir. Bu duyguları işlemek ve özümsemek için bir mekanizma görevi görürler ve potansiyel olarak gündüz anksiyetesi üzerindeki etkilerini azaltırlar.

Hayatta Kalma Mekanizması: Kabuslar tehdit edici durumları simüle edebilir ve beynin uyku sırasında korku uyandıran senaryolara yanıt verme pratiği yapmasını sağlayabilir. Bu pratik, bireylerin uyanık yaşamda benzer durumlara hazırlanmasına veya bunlarla başa çıkmasına yardımcı olabilir.

Problem Çözme: Bazen kabuslar gerçek hayattaki sorunlara sembolik temsiller veya yaratıcı çözümler sunabilir. Kabusların içeriğini analiz etmek, altta yatan korkulara veya çözülmemiş sorunlara ilişkin içgörüler sağlayabilir ve potansiyel olarak gün içinde sorun çözmeye yardımcı olabilir.

Artan Farkındalık: Kabus görmek, bireylerin bilinçli olarak fark edemeyebilecekleri altta yatan korku veya endişelere ilişkin farkındalığı artırabilir. Bu artan farkındalık, bireyleri yardım aramaya, çözülmemiş sorunları ele almaya veya gündüz kaygılarını hafifletmek için değişiklikler yapmaya sevk edebilir.

Bununla birlikte, kabuslar korkularla başa çıkmada bazı faydalar sağlayabilirken, ısrarcı, şiddetli veya tekrarlayan kabusların da sıkıntı verici olabileceğini ve uyku düzenini bozarak genel refahı ve ruh sağlığını etkileyebileceğini unutmamak önemlidir.

 

Continue Reading

Sağlık

Şifa Kaynağı Ihlamurun 5 Önemli Faydası

Published

on

 

 

Çiçekleri ve yaprakları demlenerek hazırlanan ıhlamur, yüzyıllardır öksürük ve soğuk algınlığı tedavisinde yaygın bir şekilde kullanılıyor. Ihlamur çayı, içindeki aktif maddeler sayesinde içildiğinde vücut ısısını yükselterek terlemeyi artırmaya yardımcı oluyor. Sakinleştirici etkisi nedeniyle kalp çarpıntısını ve yüksek tansiyonun etkilerini azaltıyor, çiçeklerinin epilepsi tedavisini desteklediğine inanılıyor. Memorial Kayseri Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uz. Dyt. Betül Merd, soğuk günlerin sıcak içeceği ıhlamur ile ilgili bilgi verdi.

 

Ihlamur çiçeği kafein içeriyor

Ihlamur, kuzey yarımküreye özgü ebegümeci familyasına mensup dünyada yaklaşık 30 türü bulunan, yapraklarını döken, asimetrik yaprakları ile dikkat çeken bir ağaçtır. Tilia cinsine ait ağaçların ortak adı olan ıhlamur, güzel kokulu krem ​​renkli çiçekleriyle bilinmektedir. Şaşırtıcı bir şekilde ıhlamur çiçeği aynı zamanda kafein de içermektedir. Ancak bir fincanda 226 mikrogramdan (0,226 miligram) fazla kafein olmadığı için uyku sürecini olumsuz etkilemesi çok mümkün görünmemektedir. Orta Çağ’dan bu yana ıhlamur ağacının çiçekleri terlemeyi artırmak için kullanılmıştır.

 

Terlemeyi başlatarak etsini gösteriyor

Ihlamur, ateşli soğuk algınlığı ile enfeksiyonlarda terlemeyi başlatmak, burun tıkanıklığını azaltmak ve boğaz tahrişi ile öksürüğü hafifletmek için kullanılmıştır. Ihlamurun sakinleştirici etkisi de bulunmaktadır. Ancak ıhlamurun bu etkilerini kanıtlayacak klinik bilgi bulunmamaktadır. Yüzyıllardır kullanılan ıhlamurun bilinen etkileri tecrübeyle sabittir.

 

  1. Soğuk algınlığı semptomlarını azaltır. Ihlamur; nezle ile virüs kaynaklı grip, Covid gibi hastalıkların seyrinde ortaya çıkan kuru öksürüğe iyi gelir.
  2. Kaygıyı azaltır, kan basıncını düşürür.
  3. Migren ya da sinirsel gerginlik ile yutma güçlüğü ve çeşitli spazm türlerinin olumsuz etkilerine karşı etkilidir.
  4. Karaciğer ve safra kesesi bozuklukları ile ishal tedavisinde kullanılır.
  5. Ihlamur çiçeğinin, idrar ve balgam söktürücü özelliği de bulunmaktadır.

 

Kalp hastaları aşırı tüketmemeli

Ihlamurun çeşitli dozaj formları bulunmaktadır. Ancak belirli bir dozajı destekleyen yeni klinik çalışmalar yapılmamıştır. Bitki çaylarının kullanımına yönelik görüşlere göre günde 2-4 gramdan fazla ıhlamur tüketilmemesi gerekmektedir. Yapılan araştırmalarda kalp hastalığı öyküsü olan hastaların ıhlamuru aşırı miktarda tüketmemesi gerektiği sonucu da ortaya çıkmıştır.

 

Ihlamur çayı nasıl hazırlanmalı?

Ihlamur çiçeği ya da yapraklarının 2-3 çay kaşığı bir bardak sıcak suda 15 dakika demlenmesi uygun olacaktır. Günde birkaç bardak içilmesi tavsiye edilir. Beklenen etkiye göre ıhlamur çayı yemeklerden önce ya da sonra sıcak veya soğuk olarak içilebilir. Çocuklar, hamile ve emziren kadınların ıhlamur çayını 1-2 fincanı geçmemek koşuluyla tüketmesi uygundur. Ancak tüketimi konusunda bir uzman hekime kesinlikle danışılmalıdır. Ihlamur çayı diüretiktir yani idrar söktürücüdür, başka bir diüretik ile birlikte tüketilmesi vücutta sıvı kaybını artıracağından tek başına tüketimi daha uygundur.

 

 

Continue Reading

Sağlık

Keçi Peyniri Faydaları Nelerdir? 

Published

on

 

Uzman Diyetisyen Elif Bilgin Baş konu hakkında bilgiler verdi. 

Chèvre olarak da bilinen keçi peyniri, keçi sütünden yapılan popüler bir peynirdir. Dengeli bir diyetin parçası olarak tüketildiğinde çeşitli potansiyel faydalar sunar. İşte keçi peynirinin potansiyel faydalarından bazıları:

Besin açısından zengindir: Keçi peyniri kalsiyum, protein, fosfor ve D vitamini gibi temel besinlerin iyi bir kaynağıdır. Bu besinler güçlü kemiklerin ve genel sağlığın korunması için önemlidir.

Yağ ve kalori oranı daha düşüktür: Keçi peyniri, bazı inek sütü peynirlerine kıyasla genellikle daha düşük yağ ve kaloriye sahiptir, bu da onu kalori ve yağ alımını azaltmak isteyenler için iyi bir seçenek haline getirir.

Sindirimi daha kolaydır: Laktoza veya inek sütü proteinlerine karşı hassas olan bazı kişiler keçi peynirinin sindirimini daha kolay bulur. İnek sütüne kıyasla daha az laktoz ve farklı proteinler içerir, bu da laktoz intoleransı veya süt ürünleri hassasiyeti olan bireyler için daha uygun olabilir.

Vitamin ve mineraller açısından zengindir: Keçi peyniri, B2 vitamini (riboflavin), A vitamini ve potasyum ve magnezyum gibi önemli mineraller de dahil olmak üzere çeşitli vitamin ve mineraller içerir.

Kalp sağlığına faydalı yağlar: Keçi peyniri yağ içermekle birlikte, yağın önemli bir kısmı kalp için sağlıklı doymamış yağlardan, özellikle de tekli doymamış yağlardan oluşur. Bu yağlar ölçülü tüketildiğinde kalp sağlığı üzerinde olumlu etkilere sahip olabilir.

Protein kaynağıdır: Keçi peyniri, kas bakımı, onarımı ve genel vücut fonksiyonu için gerekli olan yüksek kaliteli proteinin iyi bir kaynağıdır.

Potansiyel probiyotikler: Bazı keçi peyniri çeşitleri, özellikle de geleneksel fermantasyon yöntemleri kullanılarak yapılanlar, bağırsak sağlığını destekleyebilecek faydalı probiyotik bakteriler içerebilir.

Alerjen alternatifi: İnek sütü alerjisi olan kişiler için keçi peyniri, farklı proteinlere sahip olan ve alerjik reaksiyonları tetikleme olasılığı daha düşük olan keçi sütünden yapıldığı için uygun bir alternatif olabilir.

Eşsiz tatlar ve dokular: Keçi peyniri, kremalı chèvre’den yıllanmış çeşitlere kadar çeşitli formlarda gelir. Farklı tatları ve dokuları diyetinize çeşitlilik katabilir ve yemeklerin lezzetini artırabilir.

Keçi peyniri bu potansiyel faydaları sunarken, bireysel tepkilerin değişebileceğini unutmamak önemlidir. Bazı insanların keçi peynirine karşı intoleransı veya alerjisi olabilir, bu nedenle diyetinize dahil ederken kişisel diyet ihtiyaçlarınızı ve tercihlerinizi göz önünde bulundurmanız çok önemlidir.

Continue Reading

Sağlık

Dağınık Bir Ev Stresi ve Kaygıyı Tetikliyor! 

Published

on

 

Psikiyatri Uzmanı Dr. Tuba Erdoğan konu hakkında bilgiler verdi. 

Dağınık bir ev gerçekten de birçok insan için stres ve kaygıyı tetikleyebilir. İşte bunun bazı nedenleri ve dağınık bir yaşam ortamıyla ilgili stres ve kaygının nasıl yönetileceğine ve azaltılacağına dair bazı ipuçları:

Görsel Aşırı Yüklenme: Dağınık bir alan duyularınızı görsel kaosa boğabilir. Bu durum rahatlamayı ve odaklanmayı zorlaştırarak stres ve kaygının artmasına neden olabilir. Dağınık bir ev genellikle organizasyon ve kontrol eksikliğini yansıtır ve bu da kaygı duygularına katkıda bulunabilir. İhtiyacınız olduğunda bir şeyleri bulamadığınızı veya görevlerinizin sürekli gerisinde kaldığınızı hissedebilirsiniz.

Sağlık Endişeleri: Dağınık bir ortam, alerji veya haşereler gibi sağlık sorunlarına da yol açabilir. Yaşam alanınızın sağlıklı olmayabileceğini bilmek stresinizi artırabilir.

-İşte dağınık bir evle ilgili stres ve endişeyi azaltmaya yardımcı olacak bazı stratejiler: 

Küçük Hedefler Belirleyin: Her seferinde bir alanı veya görevi ele alarak başlayın. Küçük, ulaşılabilir hedefler belirlemek, kontrol ve başarı hissini yeniden kazanmanıza yardımcı olabilir. Eşyalarınızı gözden geçirin ve gerçekten neye ihtiyacınız olduğuna ve neyi kullandığınıza karar verin. Artık ihtiyaç duymadığınız veya kullanmadığınız eşyaları bağışlayın veya atın. Bu, dağınıklığı azaltmaya ve alanınızı daha düzenli hale getirmeye yardımcı olabilir. Düzenli bir ortam sağlamanıza yardımcı olacak günlük ve haftalık temizlik rutinleri geliştirin. Bu, dağınıklığın ilk etapta birikmesini önleyebilir.

Farkındalık ve Stres Azaltma Teknikleri: Stres ve kaygıyı yönetmek için meditasyon veya derin nefes egzersizleri gibi farkındalık uygulamalarına katılın. Bu teknikler dağınıklığı ele alırken sakin kalmanıza yardımcı olabilir. Alanınızı düzenli tutmayı kolaylaştıracak şekilde düzenleyin. Yeterli depolama çözümleri dağınıklığın birikmesini önlemeye yardımcı olabilir. Başkalarıyla birlikte yaşıyorsanız, temiz ve düzenli bir ev arzunuzu iletin. Alanı birlikte korumak için sınırlar ve sorumluluklar belirleyin.

Düzenli bir yaşam alanını korumanın devam eden bir süreç olduğunu ve ara sıra dağınıklık olmasının sorun olmadığını unutmayın. Önemli olan, sizin için işe yarayan ve dağınık bir evle ilişkili stres ve endişeyi en aza indiren bir denge bulmaktır.

Continue Reading

Çok Okunan