Connect with us

Güncel

UGC Çalıştayı’nda ‘Etik Gazetecilik’ vurgusu

Published

on

Uluslararası Gazeteciler Cemiyeti (UGC) Mersin Şubesi günümüz koşullarında büyük bir erozyona uğrayan gazetecilik mesleğini masaya yatırmak ve mesleğin problemlerine çözüm bulmak için 1. Gazetecilik Çalıştayı düzenledi.

UGC Mersin Şubesi Gazetecilik mesleğinin etik, ekonomik ve ifade özgürlüğü başlıkları altında ele alındığı 1. Gazetecilik Çalıştayı gerçekleştirdi. Akdeniz Roman Dernekleri Federasyonu’nun toplantı Salonu’nda düzenlenen çalıştaya The Epoch Times Türkiye Gazetesi İmtiyaz Sahibi ve UGC Mersin Şubesi Kurucu Başkanı Gültekin Hakan Koçman; Çukurova Ulus Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni ve Başkan Yardımcısı Ali Gültekin; Mersin Barosu Eski Başkanı ve UGC Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Bilgin Yeşilboğaz;  UGC Yönetim Kurulu Üyesi Melike Irmak Bolcal; Yurdum Gazetesi İmtiyaz Sahibi ve UGC Yönetim Kurulu Üyesi Ali Yıldız; Aratos Dergisi Kurucusu Uğur Pişmanlık; Akdeniz Roman Dernekleri Federasyonu Başkanı, Romanların Sesi Gazetesi ve Radyosunun kurucusu, UGC Mersin Şubesi üyesi Ali Daylam;  Tanık Gazetesi Editörü, acilhaber.net Haber Müdürü UGC Mersin Şubesi Üyesi Tayfun Tuna, Açık Radyo’da Sakat Muhabbet Programının yapımcısı ve sunucusu UGC Mersin Şubesi üyesi engelli gazeteci Alper Tolga Akkuş, Romanların Sesi Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni ve UGC Mersin Şubesi Üyesi Halil İbrahim Nurbel, Sosyolog Ebru Şepetçi ve Nihal Erdem Teknik ve Mesleki Anadolu Lisesi 12. sınıf stajyer öğrencileri İsra İsa ve Şükriye Erçağ katıldı.

KOÇMAN: GAZETECİLİK ÖRGÜTLERİNE BÜYÜK SORUMLULUK DÜŞÜYOR

Toplantının açılış konuşmasını yapan UGC Mersin Şubesi Başkanı Gültekin Hakan Koçman, yönetim kurulu ve üyeler ile yapılan istişareler sonuncunda bu toplantıyı yapma kararı aldıklarını ifade etti. Gazetecilik mesleğine, özellikle yerelde, hak ettiği saygı ve itibarın geri kazandırılması gerektiğinin altını çizen Başkan Koçman, pek çok kişinin gazeteci kimliği altında mesleği kişisel çıkarlarına ulaşmak için bir araç olarak kullandığını vurguladı. Bu durumun mesleğin itibarını ve toplumun kamusal sağlığını ciddi anlamda zedelediğini belirten Başkan Koçman bu tür kişilerin aslında mesleğin çok yüksek olan etik standartlarını hiçe saydığını ve mesleği itibarsızlaştırdığını belirtti. Özellikle Mersin’de uzun zamandır gazetecilik mesleği alanındaki sorunların dokunulmadan sürdüğünü belirten Başkan Koçman, bu çalıştayın amacının artık bu mesleğe hak ettiği itibarı geri kazandırmak için bir yol haritası hazırlanması olduğunu ve bu bağlamda gazetecilik örgütlerine büyük sorumluluk düştüğünü belirtti.

AKKUŞ: ENGELLİ GAZETECİLER MESLEKTE PARA KAZANAMIYOR

Toplantıda engelli gazeteciler adına ilk sözü alan Alper Tolga Akkuş ise öncelikle sakat kişiler için durumlarını daha nazikçe ifade etmek adına kullanılan “Engelli” gibi sözlerin kullanılmasını yanlış bulduğunu ve bu yüzden Açık Radyo’da ‘Sakat Muhabbet’ adıyla program yapmaya karar verdiğini söyledi. Akkuş kendisinin emekli olduğu için şu anda geçinebildiğini ve Açık Radyo’da yaptığı programlar için de herhangi bir ücret almadığını belirtti. Akkuş, “İşimizi seviyoruz, yaptığımız işin geri dönüşünü alıyoruz ama maalesef işimizin karşılığını alamıyoruz” dedi. En son programında Ankara’dan ağır engelli bir gazeteci arkadaşını radyoya konuk olarak aldığını ve o kişinin de aynı şeylerden bahsettiğini söyleyen Akkuş, arkadaşının; “Alper, kitaplar yazıyorum, haber yapıyorum ama ben sakat olduğum için haber yaptırmanın bile bana bir iyilik yapmak olduğu gibi bir algı var. Sakatlar haber yapınca, bunun ona iyilik yapmak olduğu gibi bir algı oluşuyor” dediğini ifade etti.  Bu yüzden engelli gazetecilerin meslekte para kazanamadıklarını bu yüzden mesleklerini sürdüremediklerini belirtti.

PİŞMANLIK: FAİZCİLİK, İHALESİZ İŞ ALMA, MÜTEAHHİTLİK VE AKLINIZA NE İŞ GELİYORSA YAPAN İNSANLAR BUNLAR

Önce gazeteci ve gazete sahibi ayrımı yapmak gerektiğini söyleyen Uğur Pişmanlık da eğer bir kişi ticaret ile uğraşıyorsa ve kendisine gazeteciyim diyorsa bu kişiye gazeteci değil gazete sahibi denmesi gerektiğini belirtti. Pişmanlık gazetecilik mesleği ile uğraşan pek çok kişi hakkında ise; “Şu anda ben Tarsus’u ve Mersin’i düşünüyorum. Herkes korku içerisinde. Şantajcı, avantacı ve gazetecilik dışında her işi yapan; faizcilik, ihalesiz iş alma, müteahhitlik ve aklınıza ne iş geliyorsa yapan insanlar bunlar. İş adamları da dahil olmak üzere herkes bu kişilerden korkuyor ve çekiniyor” görüşlerini savundu. Bu konularla ilgili geçmişte yaşadığı farklı deneyimlerden de örnekler veren Pişmanlık, “Bu kişilerin hakkınızda iyi de yazsalar, kötü de yazsalar mutlaka bir avantaları vardır” dedi. Konuşmasının devamında da bu tür gazeteciler ile ilkeli ve ahlaklı gazetecilerin hesaplaşması lazım diyen Pişmanlık, iyi uygulamaların da ortaya konup ödüllendirilmeleri gerektiğini böylece iyinin kötüden daha net bir şekilde ayırt edilebileceğini belirtti. Gazeteciler ve filozoflar arasında da bağ kuran Pişmanlık aklını ve vicdanını kaybetmiş gazeteci, gazeteci değildir” dedi.

IRMAK: GAZETECİNİN GÖREVİ GERÇEĞE SADIK KALMAKTIR

Melike Irmak Bolcal da mesleki etik ile ilgili olarak şöyle konuştu: “Bir etik kuralı da ortaya koymalıyız; bir gazetecinin nasıl olması gerektiği konusu. Gazetecinin bir duruşu olmalı. Bize akademide bu etik kuralları hep öğrettiler. Bir gazetecinin etik kuralları bellidir.  Gazetecinin para ile işi olmaz, gazetecinin yandaşlıkla işi olmaz. Gazeteci kamu yararına çalışan kişidir. Gazetecinin halkın sesi, gözü, kulağı olması gerekir. 99 yılında ben alanda işe başladığımda, bu işin akademisini görmeden sahada çalışırken bile gazeteci ağabey ve ablalarımızın bize söylediği şey şuydu; ‘Sizin yaptığınız işin maddi bir karşılığı yok. Sizin yapacağınız tek şey gerçeğe sadık kalmaktır!’.”

YEŞİLBOĞAZ: “OTOKONTROL SİSTEMİNİN OLMAMASINDAN DOLAYI BİR SIKINTI VAR”

Daha sonra sözü alan Bilgin Yeşilboğaz da basını 4. güç olarak ve demokrasinin olmazsa olmazı olarak tanımladı. Basının halkın haber alma özgürlüğünün en önemli unsuru olduğunu söyleyen Yeşilboğaz basının hem Uluslararası İnsan Hakları Beyannamesi’nde hem de Anayasa’da geçen bir olgu olduğunu hatırlattı. Gazeteciliği avukatlık mesleğine benzeten Yeşilboğaz gazetecilik mesleğini belirli bir standartta tutamamanın örgütlenmeden kaynaklandığını söyleyerek şunları ifade etti: “Bizim yazılı kanunlarımız vardır. Hem baro kanunlarında hem de avukatlık meslek ve etik kurallarında. Bizim kurallarımız belirlenmiş olduğu için basındaki kurallardan çok daha katıdır. Gazetecilikte mesela ticaret yapamaz diye bir ibare yoktur ve şu anda basın büyük oranda sermaye sahiplerinin elinde. Gerçekten gazetecilik yapmak isteyip de basın-yayın organlarını elinde tutan insan çok azdır. Bu durum yazılı kuralların olmamasından Kaynaklanmakta. Biz de tacirlik yapmak yasaktır. Benim avukatlık levham ve bürom olduğu sürece gidip bakkal dükkanı açamam. Bizde mesleğin itibarını korumak için bu yasaktır.  Gazetecilikte meslek itibarını koruyacak kurallar konuşuluyor ama siz de bu bağlamda bir sıkıntı var. Biz de önce barolar kuruldu ve sonra da barolar birliği kuruldu ama gazetecilikte böyle bir yapı yok. Bir şehirde birden fazla gazetecilik cemiyeti kurulabiliyor. Bu bağlamda yazılı kurallarınızın ve bir otokontrol sisteminin olmamasından dolayı bir sıkıntı var. Bu sıkıntı nasıl giderilebilir ona bakmak lazım. Bizde bir yapı var ve bu yapının altında kurallar vardır ve herkes ona uymak zorundadır. Kurumsal anlamda bir yapı oluşturulabilirse bir denetleme mekanizması ortaya çıkabilir. Şu anda böyle bir mekanizma yok ve çok kimse de bu işlerin üzerine gitmiyor.” dedi. Bu bağlamda bir üst yapı kurularak ve her ile şube verilerek kurulacak bir yapının bu görevi yerine getirebileceğini söyleyen Yeşilboğaz konuşmasının devamında Uluslararası İnsan Hakları Beyannamesi’nin 19. maddesinde belirtilen gazetecilik tanımı ve görevlerinden örnekler vererek gazeteciliğin mesleki etik standartları ile ilgili görüşlerini paylaştı. Toplantının sonunda, ilerde izlenecek yol haritasına bir temel oluşturması için gazetecilik mesleğinin durumu ve mesleğin etik ve mesleki standartlar doğrultusunda gerçekleştirilmesi konusunda UGC Mersin Şubesi’nin alacağı duruş ile ilgili bir deklarasyon hazırlanmasına ve bunun kamuoyuna duyurulmasına karar verildi.

Continue Reading

Güncel

Başkan Sarı; “Taksici cinayetleri kader olmamalı”

Published

on

Mersin Şoförler ve Otomobilciler Odası ve Mersin Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Veysel Sarı, taksici cinayetlerinin taksicinin kaderi olmaması gerektiğini söyledi. Ülke genelindeki tüm taksilere devlet destekli koruma kabini ile panik ve acil durum butonu kurulmasını istediklerini söyleyen Başkan Sarı, son olarak İzmir’de aracına aldığı cani tarafından vurularak öldürülen taksici Oğuz Erge cinayet zanlısının caydırıcı olması açısından en ağır şekilde cezalandırılmasını beklediklerini ifade etti.
Mersin Şoförler ve Otomobilciler Odası ve Mersin Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı, TŞOF Başkanvekili Veysel Sarı, taksici cinayetlerinin taksicinin kaderi olmaması gerektiğini belirterek, taksici esnafının can ve mal güvenliği için yurt genelindeki tüm taksilerde devlet desteği ile koruma kabini ile panik ve acil yardım butonu kurulması gerektiğini söyledi.
Başkan Veysel Sarı, son olarak İzmir’de aracına aldığı cani tarafından tabancayla vurularak katledilen taksici Oğuz Erge’ye Allah’tan rahmet, ailesi ve yakınları ile taksici esnafına baş sağlığı dileyerek, cinayet zanlısının caydırıcı olması açısından en ağır şekilde cezalandırılmasını beklediklerini ifade etti.
Taksici cinayetleri ve taksici gasplarının önüne geçilmesi gerektiğini kaydeden Başkan Sarı, bu amaç doğrultusunda yurt genelindeki tüm taksilere devlet desteğinde koruma kabini ile panik ve acil yardım butonu kurulması gerektiğini belirterek, “ Daha önceki yıllarda da taksici cinayetleri ve taksici gasplarının önüne geçilmesi açısından yurt genelindeki tüm taksilere koruma kabini ile, panik ve acil yardım butonu kurulması yönünde ilgililere taleplerimizi bildirmiştik. Ancak üzülerek söylüyoruz ki bugüne kadar bu yönde atılmış bir adım yok. Bugün kü mevcut ekonomik şartlarda taksici esnafımız koruma kabini ile panik ve acil yardım butonu kurdurma imkanına sahip değil. Bunun için devletimiz taksici esnafına destek olmalıdır. Bizlerde Avrupa’daki meslektaşlarımız gibi güven içerisinde yolcularımızı taşımak istiyoruz” dedi.
Mersin’de taksicilerin özellikle gece çalışmalarına korku ve endişe içerisinde çıktığını kaydeden Başkan Sarı, “ Bir çok taksici esnafımız can güvenliğinden kaynaklı çalışmak istemiyor. Diğer taraftan da hizmet bekleyen vatandaşlarımız var. Bunun için hem halkımıza daha güvenli ve modern imkanlarda hizmet vermek, hem de taksici esnafımızın can ve güvenliğini sağlama açısından koruma kabini kurulması ile panik ve acil yardım butonu kurulması konusu acil şekilde ele alınmalıdır” şeklinde konuştu.

Continue Reading

Güncel

Türkiye’nin yolsuzluk ve hile haritası çizilecek

Published

on

Birleşmiş Milletler’inYolsuzluğa Karşı Sözleşmesi’nin 20. yılını kutladığı ve küresel yolsuzluğa dikkat çektiği 9 Aralık Dünya Yolsuzlukla Mücadele Günü’nde, Türkiye’deki adli muhasebeciler de harekete geçti. Hile uzmanları, akademi işbirliğiyle Türkiye’nin Yolsuzluk Haritası’nı oluşturmak için

kolları sıvadı.

Kamu gücü, makam ve yetkinin kötüye kullanımı, rüşvet, gasp, kişi kayırma, dolandırıcılık ve zimmete para geçirme gibi faaliyetleri kapsayan yolsuzluk ve hileye küresel çapta dikkat çekmek için imzalanan Birleşmiş Milletler Yolsuzlukla Mücadele Sözleşmesi’nin (UNCAC) 20. yılı, 9 Aralık Dünya Yolsuzlukla Mücadele Günü’nde kutlandı. Türkiye’deki mali müşavirler ve adli muhasebeciler de aralık ayı itibarıyla harekete geçti. Fraud Audit Corporation (FAC) Yönetim Kurulu Başkanı ve Adli Muhasebe Uzmanı Dr. Baki Toraman’ın liderliğinde başlatılan proje kapsamında, üniversite işbirliğiyle Türkiye’nin Hile ve Yolsuzluk Haritası oluşturulacak.

 

Konuyla ilgili değerlendirmelerini paylaşan Dr. Baki Toraman, “Birleşmiş Milletler verileri, yolsuzluk faaliyetlerinin her yıl dünya ekonomisine 2,6 trilyon dolar zarar verdiğini gösteriyor. Bizler de akademi işbirliğiyle ülkemizde sektörel hileleri açığa çıkarmak için kolları sıvadık” dedi.

 

Veri toplanacak, araştırma yapılacak

 

9 Aralık Dünya Yolsuzlukla Mücadele Günü kapsamında Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından yayımlanan mesajda, UNCAC’nin kabul edildiği 2003’ten bu yana yolsuzlukla mücadele konusunda önemli ilerlemeler kaydedildiği, ancak dünya çapında her beş kişiden birinin kamu hizmetine erişmek için rüşvet ödemek zorunda kaldığı ve 124 ülkede yolsuzluk seviyelerinde gerileme olmadığı ifade edildi.

 

Yolsuzluk ve hilelerin hâlâ ekonomik kalkınmanın önünde önemli bir engel teşkil ettiğini belirten Dr. Baki Toraman, “Aralık 2023 itibarıyla başlattığımız proje kapsamında, temsilciler aracılığıyla Türkiye çapında veri toplanacak ve araştırmalar yürütülecek. Bu araştırma ve çalışmaların sonucunda elde edilen veri, bir devlet üniversitesi aracılığıyla bilimsel analizlere dönüştürülecek. Oluşturulan analizler, Türkiye’deki sektörel hileleri ortaya çıkaracak. Çalışmanın, Türkiye’de yolsuzluk ve hile konusundaki farkındalığa katkıda bulunacağına inanıyoruz” dedi.

 

“Hile ve yolsuzluk, dünyaya zarar veriyor”

 

Yolsuzlukla mücadelenin dünya çapında kalkınma çabalarının merkezinde yer aldığını vurgulayan Dr. Baki Toraman, “Her yıl yayımladığı Yolsuzluk Algısı Endeksi’yle yolsuzluk ve hilenin seyrini ortaya koyan Dünya Şeffaflık Örgütü’nün de dikkat çektiği üzere, yolsuzluk otoriter rejimlerin yükselişini beraberinde getiriyor. Demokrasiyi ve hukukun üstünlüğünü baltalayarak sürdürülebilir kalkınmayı tehlikeye atıyor. Ülke ekonomilerine ve günün sonunda küresel ekonomiye zarar veriyor. Üstelik yolsuzluk ve hilenin etkileri yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda bu faaliyetler dünya çapında çatışma ve istikrarsızlığı körüklüyor, barış süreçlerini engelliyor. Türkiye’nin ilk aktif hile denetim şirketi olan Fraud Audit Corporation, Türkiye’nin 81 ilindeki temsilcilikleriyle Türk iş dünyasının karşı karşıya kaldığı hile risklerini ortaya çıkaracak” ifadelerini kullandı.

 

“Bağımsız denetim ve mali müşavirlik hizmetlerimizle iş dünyasının yanındayız”

 

Bazen görev ve yetkilerini kötüye kullanan bir çalışanın dahi şirketlerin büyüme yolculuklarına engel olabileceğini, itibar kayıplarına yol açabileceğini hatırlatan FAC Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Baki Toraman, değerlendirmelerini şu ifadelerle sonlandırdı:

 

“Fraud Audit Corporation olarak şirketlerin bağımsız denetim ve mali müşavirlikle kurumsallaşmasını, ihtiyaç duydukları işleyiş döngülerini oluşturmalarını sağlıyoruz. Yolsuzluk sebebiyle karşılaşabilecekleri riskleri en aza indirme, kayıplarını azaltma, kâr ve pazar paylarını artırma yollarında Türk iş dünyasına destek oluyoruz. Aynı zamanda Serbest Muhasebeci Mali Müşavir kariyerine başlamak isteyen genç arkadaşlarımızın yanında oluyoruz. Türkiye’de hile ve yolsuzluğa karşı mücadele kültürü oluşturmak için çalışmayı sürdüreceğiz.”

 

Uluslararası uzmanlar arası işbirliği sağlayan firmanın Türkiye temsilcisi oldu

Baki Toraman, “7 Tepe İstanbul’dan, 7 Bölge Türkiye’ye , 7 Bölgeden 7 Kıta Dünyaya” sloganı ile 9-10 Aralık’ta İstanbul’da tüm ortakların ve temsilcilerin katılımı ile gerçekleştirilen toplantıda Affilica International’ın Türkiye temsilcisi olduğunu duyurdu.  Affilica International, bağımsız firmaların oluşturduğu bir ağdır ve bu firmalar arasında Muhasebeciler, Denetçiler, Avukatlar, Vergi Uzmanları ve İş Danışmanları bulunmaktadır. Küresel düzeyde bu profesyoneller arasında işbirliğini kolaylaştırmayı amaçlar, müşteri yönlendirmeleri ve profesyonel danışmanlıklar gibi hizmetler sunar. Affilica üyeleri, uluslararası iş ihtiyaçları konusunda birbirlerine ve müşterilere yardımcı olur, büyük firmalara bir alternatif sunar. Ağ, birden fazla ülkeyi kapsar ve üyeleri, işbirlikçi bir yaklaşımla karlılık ve iş genişlemesini artırmak için uzmanlık paylaşır.

Continue Reading

Güncel

Göher Şahin, Mersin’deki internet gazetecileriyle buluştu

Published

on

Geçtiğimiz hafta düzenlediği açık hava toplantısıyla CHP’den Yenişehir Belediye Başkan Aday Adaylığını açıklayan Göher Şahin, Mersin İnternet Gazetecileri Derneği’ni (MEİGDER) ziyaret etti. Ziyarette Şahin’i MEİGDER Başkanı A. Vahap Şehitoğlu ile Yönetim Kurulu üyeleri karşıladı. Ziyarette belediyecilik geçmişiyle ilgili bilgiler veren Şahin, 1988 yılında ziraat mühendisi olarak mezun olduğunu söyledi.


Mezuniyetten çok kısa bir süre sonra, 1 Mart 1990’da, Mersin Belediyesi Park Bahçeler Müdürlüğü’nde mühendis olarak göreve başladığını anlatan Şahin, bu dönemde birçok park kurup fidanlık yaptıklarını belirterek, “Daha sonra Park Bahçeler Müdür Yardımcılığına getirildim. 1994’de Mersin Büyükşehir ilan edilince ben de Yenişehir ilçe Belediyesine geçtim. 1994-2010 yılları arasında Yenişehir Belediyesi’nde Park Bahçeler Müdürü oldum.  Burada birçok kez ilklere imza attık. 2010 yılında sınava girerek Yenişehir Belediyesi Fen İşleri Müdürü oldum. 2015 yılına kadar bu görevde kaldım. Bu dönemde Atatürk Kültür Merkezi, AMETEM, Kadın Sığınma Evi, Anaokulu, Yenişehir İlçe Emniyet Müdürlüğü’nü kentimize kazandırdık. Mersin’in ilk kadın belediye başkanının heykelini yapıp adını taşıyan parkı kurduk ve açılışında Müfide İlhan’ı getirdik. Bir kadın olarak bundan gurur duyuyorum” diye konuştu.
YENİŞEHİR BELEDİYESİ ŞAHİN’İN DÖNEMİNDE E-DEVLET’E ENTEGRE OLDU
2015-2019 yılları arasında ise Yenişehir Belediyesi’nde Bilgi İşlem Müdürü olduğunu aktaran Şahin, o dönem de yine bir ilke imza atarak e-imza ve e-devlet entegrasyonunu birçok belediyeden önce kendi belediyelerine kazandırdıklarına dikkat çekti. Bu dönemde belediye ile işi olan bir vatandaşın 10’na yakın sicil numarasına sahip olduğunu, yaptıkları çalışmalarla bunları bir araya toplayıp tek sicile düşürdüklerini ifade eden Şahin, “Bu hem vatandaş hem de belediye için çok önemli bir uygulama idi. Her şeyden önce zaman tasarrufu sağlıyordu ve belediyeye gelir getirici bir program oldu” dedi.
“YENİŞEHİR’İ ÇOK İYİ TANIYORUM”
2019’da ise Mersin Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Daire Başkanlığına getirildiğini belirten  Göher Şahin, konuşmasının devamında şunları kaydetti: “Bu görevimde 4 yıl kalarak bu yıl içinde emekli oldum. Ancak ben işimi çok seven ve yaparken de heyecan duyan biriyim. Belediyeciliğe hakimim. Bu birikimimi kullanmak amacıyla başkan olmaya karar verdim. Neden Yenişehir’i seçtiğime gelince. Bu sorunun cevabı çok basit, çünkü 1994-2019 yılları arasında yani tam 25 yıl Yenişehir’e hizmet ettim. Yenişehir’in neresinde hangi park var, neresinde kaç ağaç var hepsini bilirim. Altyapısını, üst yapısını bilirim. Yenişehir’deki 32 mahalle muhtarlarının hepsini tanırım. Burada yaşayan vatandaşın çoğuyla sohbetim var. Sonuç olarak en iyi bildiğim yerde çok daha iyi hizmet verebileceğimi, en iyi tanıdığım yerde insanlarla daha rahat iletişim kurabileceğimi düşündüğüm için Yenişehir’i tercih ettim. Belediye başkanlığı halka dokunmaktır. En iyi bildiğim yerde halka dokunmak için Yenişehir’i istiyorum.” Şahin, son olarak ezber bozan bir Yenişehir’i dünyaya tanıtacaklarını sözlerine ekledi. MEİGDER Başkanı Şehitoğlu ise ziyaretten dolayı Şahin’e teşekkür ederek çıktığı bu yolda başarılar diledi.

Continue Reading

Çok Okunan